Bu Blogda Ara

18 Aralık 2011 Pazar

bilim...

Batı toplumlarının egemen toplumsal paradigması olan İnsanı Üstün Gören Dünya Görüşü sadece değerlerden arındırılmış ve nesnel bilgiyi bilimsel kabul eder; bunun yanında halk arasında yaygın olan ancak bilimsel olarak kabul edilmeyen bilgi ya da yerel düzeyde uzun yaşam deneyimleri sonucu oluşmuş olan ancak bilimselliği tescil edilmemiş olan bilgi “akıl dışı”, “gayri meşru” ve “kabul edilemez” olarak nitelendirilir. Bilginin egemen biçimi olarak bilim, insanlara dış nesnel gerçekliği nasıl anlamaları gerektiğini de öğretir. İnsanı Üstün Gören Dünya Görüşü’ne göre, sadece meşru bilimsel bilgi, bizim dış nesnel gerçekliği anlamamızı sağlar; sadece bilim insanları uzman kişilikleriyle tek meşru bilgi türü olan bilimsel bilginin üreticileridir.

Bu anlamda, modern çağın bilim insanları Ortaçağın Katolik Papazları gibi, kendi kendilerine ayrıcalıklı bir konum atfederek, dokunulmazlık zırhına bürünürler ve kendilerini her türlü eleştiriden bağışık tutarlar. Bununla bağlantılı olarak, geniş kapsamlı olarak yorumlandığında, modern çağda bilimin gördüğü işlev, ortaçağda dinin gördüğü işlev ile aynıdır denilebilir: Egemen güç ve iktidar ilişkilerini meşrulaştırmak. Bilim insanları kendi kendilerini nesnel ve değerlerden arındırılmış olarak değerlendirirler. Nesnellik aslında modern çağda bilim insanlarının kendilerini eleştirilerden bağışık tutmak ve egemen iktidar ve güç ilişkilerini meşrulaştırmak için kullandıkları bir araçtan başka bir şey değildir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hakkımda

Fotoğrafım
Akademik hayattan bunalmış, çıkış yolu aramakta...